Her gün yeni bir YKS pratik sorusuyla Türkçe, Matematik, Fen ve Sosyal Bilimler'de sınava adım adım hazırlan.
İstanbul kuşatması, Bizans'ın güçlü surları ve inatçı savunması nedeniyle beklenenden çok daha uzun sürmüştü. Aylarca süren ablukaya rağmen şehre girilememesi, Osmanlı ordusunda yer yer bezginliğe yol açmış, hatta bazı komutanlar kuşatmanın kaldırılmasını dahi önermeye başlamıştı. Ancak genç padişah Fatih Sultan Mehmet, azminden bir an bile ödün vermedi. Yenilikçi ve cesur hamlelerle (gemilerin karadan yürütülmesi gibi) muhasaraya yeni bir ivme kazandırdı. Bu sarsılmaz irade ve stratejik deha sayesinde Bizans'ın direncini kıran Fatih, nihayetinde şehri fethetti. Böylece, .......................... sözünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.
Bu parçadaki boşluğa anlam akışına ve metnin iletmek istediği temel mesaja en uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
Metin, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul kuşatması sırasında karşılaştığı zorluklara, ordudaki bezginliğe rağmen azminden vazgeçmeyişine, yenilikçi hamlelerle muhasarayı başarıyla sonuçlandırmasına odaklanmaktadır. Parçanın son cümlesinde 'Böylece, .......................... sözünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.' ifadesiyle, bu kararlılığın ve çabanın başarıya ulaştığı vurgulanmaktadır. Boşluğa gelecek atasözü, azmin ve kararlılığın insanı hedefine ulaştırdığı fikrini en iyi yansıtan olmalıdır.
'Azimle kalkan, menziline ulaşır.' atasözü, bir işe azimle başlayan kişinin sonunda hedefine ulaşacağını ifade eder ve metinde anlatılan Fatih'in sarsılmaz iradesi ve zaferiyle birebir örtüşmektedir. 'Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.' atasözü de bir ölçüde sabır ve direnmeyi vurgulasa da, metnin ana odağı Fatih'in pasif bir bekleyişten ziyade, 'yenilikçi ve cesur hamlelerle' gösterdiği aktif 'azim' ve 'stratejik deha'dır. Dolayısıyla 'azim' kelimesi metnin ruhuna daha uygundur. 'Umudunu yitiren, her şeyini yitirir.' ifadesi, umudunu kaybetmenin olumsuz sonuçlarına değinir, ancak metin başarısızlığın değil, azim sayesinde kazanılan zaferin ispatı üzerine kuruludur. 'Tek kanatla kuş uçmaz.' atasözü ise birlik ve beraberliğin önemini vurgular ki bu, metinde Fatih'in kişisel azmi ve dehası üzerinden verilen mesajla ilgili değildir.
Sabahın ilk ışıkları, uyuyan dağların zirvelerini okşayarak vadiye süzülüyordu. Toprak, dün geceki yağmurun kokusunu hâlâ taşıyordu; nemli ve taze bir nefes gibiydi. Dere, taşlara çarpa çarpa neşeli bir şarkı mırıldanarak akıyordu. Her bir yaprak, üzerinde birikmiş çiy damlalarıyla parıldıyor, güneşin ilk buseyle uyandırdığı birer mücevher gibiydi. Ormanın derinliklerinden kuş sesleri yükseliyor, doğanın uyanış senfonisine eşlik ediyordu.
Bu parçanın anlatımında ağır basan özellikler aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Parçada, doğanın bir sabah uyanışı okuyucunun gözünde canlandırılmaya çalışılmıştır. Metnin bütününde varlıkların dış görünüşleri, durumları ve özellikleri duyularımıza seslenerek ayrıntılı bir biçimde aktarılmıştır. "uyuyan dağların zirvelerini okşayarak süzülüyordu", "nemli ve taze bir nefes gibiydi", "taşlara çarpa çarpa neşeli bir şarkı mırıldanarak akıyordu", "çiy damlalarıyla parıldıyor", "güneşin ilk buseyle uyandırdığı birer mücevher gibiydi" ifadeleri betimleyici anlatımın ağır bastığını açıkça göstermektedir.
Parçada geçen "uyuyan dağlar", "dağların zirvelerini okşayan ışıklar", "dere neşeli bir şarkı mırıldanarak akıyordu", "güneşin ilk buseyle uyandırması" gibi söz öbeklerinde, cansız varlıklara ve doğa olaylarına insana özgü özellikler yüklenerek kişileştirme sanatından yoğun bir şekilde faydalanılmıştır. Bu nedenle parçanın anlatımında betimleyici anlatım ve kişileştirme ağır basmaktadır.
"Öyküleyici anlatım ve Benzetme" seçeneğine bakıldığında, parçada olay zinciri içinde gelişen bir durum veya bir hikâye anlatılmadığı için öyküleyici anlatımın baskın olduğunu söylemek mümkün değildir. Benzetme sanatı ("nemli ve taze bir nefes gibiydi", "birer mücevher gibiydi") parçada yer alsa da, kişileştirme sanatı daha geniş bir alanı kaplamakta ve anlatımın temelini oluşturmaktadır. "Açıklayıcı anlatım ve Tanımlama" seçeneği ise parçada herhangi bir kavramı açıklama veya nesnel bilgi verme amacı taşınmadığı için doğru değildir. Son olarak "Tartışmacı anlatım ve Karşılaştırma" seçeneği de metinde herhangi bir fikri savunma, okuyucuyu ikna etme veya farklı varlıklar/durumlar arasında mukayese yapma amacı bulunmadığından yanlış bir değerlendirmedir.
Anadolu'nun kadim geleneği olan Hacivat ve Karagöz oyunları, yüzyıllardır insanları hem eğlendirmiş hem de düşündürmüştür. Perdenin ardındaki sanatkârın maharetiyle canlanan bu gölge oyununda, Hacivat'ın ince söz söyleme sanatına karşılık, Karagöz'ün dobra ve halk ağzından gelen cevapları sahneye farklı bir tat katar. Oyunların her birinde toplumsal meselelere dokunulur, bazen keskin eleştirilerle izleyiciye ayna tutulur. Bu zengin kültürel miras, sadece bir seyirlik değil, aynı zamanda geçmişten bugüne uzanan derin bir köprüdür.
Yukarıdaki metinde geçen "keskin" sözcüğünün kullanımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Metinde geçen "keskin eleştiriler" ifadesindeki "keskin" sözcüğü, bir bıçağın veya bir tadın fiziksel keskinliğinden tamamen uzaklaşarak, eleştirilerin niteliğini, yani sertliğini, etkileyiciliğini, şiddetini ve isabetliliğini anlatmak için kullanılmıştır. Kelimenin gerçek anlamından tamamen sıyrılarak yeni bir soyut anlam kazanması, mecaz anlamın temel özelliğidir. Bu nedenle, eleştirinin niteliğini soyut bir şekilde vurgulayan bu kullanım, mecaz anlamdır.
"Eleştirilerin yıkıcı ve tahrip edici etkisini belirten, somut bir durumdan bahsettiği için gerçek anlam taşımaktadır." ifadesi yanlıştır, çünkü eleştiriler fiziksel olarak "yıkıcı" veya "tahrip edici" değildir; bu bir benzetmedir. Gerçek anlam, kelimenin ilk akla gelen, somut karşılığıdır ve burada böyle bir durum söz konusu değildir. "Edebiyat ve tiyatro eleştirisi terminolojisinde yer alan, belirli bir kavramı karşılayan terim anlamıyla kullanılmıştır." ifadesi de doğru değildir. "Keskin eleştiri" ifadesi, herhangi bir bilim, sanat, meslek dalına özgü, özel bir kavramı karşılayan bir terim değildir; aksine, günlük dilde ve edebi metinlerde mecazi olarak sıkça kullanılan yaygın bir ifadedir. "Temel anlamına bağlı kalarak, eleştirilerin acı verici ve etkileyici yönünü pekiştiren yan anlamda kullanılmıştır." seçeneği de hatalıdır. Yan anlam, kelimenin temel anlamından tamamen kopmadan, ona yakın ikinci veya üçüncü dereceden anlamları ifade eder. Ancak "keskin eleştiri"deki "keskin" kelimesi, fiziksel keskinlikten (temel anlam) belirgin bir şekilde uzaklaşarak soyut bir niteliği (sertlik, etkileyicilik) ifade ettiğinden, bu bir yan anlamdan çok, kelimenin yeni bir anlam kazandığı mecaz anlamdır.
Son yıllarda yapay zeka teknolojileri, özellikle derin öğrenme modelleri sayesinde, insan yeteneklerini aşan başarılar elde etmektedir. Bu gelişmeler, sağlık teşhisinden otonom sürüş sistemlerine kadar geniş bir alanda devrim niteliğinde yenilikler getirse de beraberinde etik tartışmaları da getiriyor. Özellikle yapay zekanın karar alma süreçlerinin şeffaflığı ve sorumluluk meselesi, uzmanlar arasında derinlemesine ele alınması gereken bir konudur. Eğer algoritmaların işleyişi yeterince anlaşılamazsa, beklenmedik sonuçlarla karşılaşma olasılığımız artacaktır. Bu nedenle, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sürecinde yasal düzenlemeler ve toplumsal mutabakat hayati önem taşımaktadır. Zira yalnızca teknik ilerlemeye odaklanmak, uzun vadede telafisi güç sosyal sorunlara yol açabilir.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisi söylenemez?
Parçada geçen "Zira yalnızca teknik ilerlemeye odaklanmak, uzun vadede telafisi güç sosyal sorunlara yol açabilir." cümlesi, yazarın geleceğe dair bir öngörüsü, bir uyarı niteliği taşıyan ve kişisel yorumunu, kaygısını dile getiren öznel bir yargıdır. "Telafisi güç" ifadesi ve "yol açabilir" olasılığı, bu yargının ispatlanabilir bir olgudan ziyade, yazarın sübjektif değerlendirmesi olduğunu gösterir. Dolayısıyla, bu yargının "ispatlanabilir bir olguyu dile getiren nesnel bir yargı" olduğunu söylemek mümkün değildir.
Diğer seçeneklerdeki yargılar ise parça ile uyumludur. "Yapay zeka teknolojilerinin insan yeteneklerini aşan başarılar elde etmesi" bilgisini içeren ifade, gözlem ve verilere dayanan, dolayısıyla nesnel bir yargıdır. "Algoritmaların işleyişi anlaşılamazsa ortaya çıkabilecek sonuçlar" ifadesi, "eğer ... -sa" kalıbıyla açıkça bir koşul-sonuç ilişkisini ifade etmektedir. "Yasal düzenlemelerin ve toplumsal mutabakatın 'hayati önem taşıması' gerektiği fikri" ise parçanın genelinde yazarın vurguladığı, kendi görüşü ve değerlendirmesi olup öznel bir yargıyı yansıtır. Bu nedenle, doğru cevabı oluşturan seçenek dışındaki diğer ifadeler parçadan hareketle söylenebilir yargılardır.
Günümüz ekonomisi, yapay zeka ve otomasyonun hızla yayılmasıyla derin bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşüm, verimlilikte önemli artışlar sağlasa ve yeni iş alanları yaratma potansiyeli taşısa da, bir yandan da geleneksel sektörlerdeki istihdamı tehdit etmektedir. Özellikle niteliksiz işgücünün robotlar ve algoritmalar tarafından ikame edilmesi, geniş kitlelerin işsiz kalması riskini beraberinde getirmektedir. Bu durum, gelir eşitsizliğini daha da derinleştirmekte ve toplumsal kutuplaşmayı artırıcı bir etki yaratmaktadır. Mevcut ekonomik paradigmaların bu değişime adapte olamaması ve gerekli sosyal güvenlik ağlarını oluşturamaması, gelecekte daha büyük sosyal maliyetlere yol açabilir. Teknolojiye sırt çevirmek elbette bir çözüm değildir; ancak bu ilerlemenin tüm toplum kesimlerine fayda sağlayacak şekilde yönetilmesi, acil bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.
Bu parçada yazarın, ekonomik dönüşüm sürecine yönelik temel tutumunu en iyi yansıtan yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Parçanın bütününe bakıldığında yazarın teknolojik gelişmeleri tamamen reddetmediği, aksine verimlilik artışı ve yeni iş alanları yaratma potansiyelini kabul ettiği görülmektedir. Ancak yazar, bu gelişmelerin yol açabileceği istihdam sorunları, gelir eşitsizliği ve toplumsal kutuplaşma gibi sosyal maliyetler konusunda ciddi endişeler taşımaktadır. Metnin son cümlesinde 'bu ilerlemenin tüm toplum kesimlerine fayda sağlayacak şekilde yönetilmesi, acil bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır' ifadesi, yazarın sadece eleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda mevcut sorunlara çözüm bulunması gerektiğine dair aktif ve duyarlı bir tutum sergilediğini göstermektedir. Bu nedenle, yazarın temel tutumu, teknolojik ilerlemenin faydalarını kabul ederken, yol açtığı sosyal risklere karşı duyarlı olmak ve çözüm arayışında bulunmaktır.
Seçeneklerdeki 'Dijitalleşmeyi, geleneksel iş modellerini tamamen ortadan kaldıran ve yerine yenisini koyamayan yıkıcı bir güç olarak görmek' ifadesi, yazarın bakış açısını tam olarak yansıtmaz. Yazar yıkıcı etkilerden bahsetse de, teknolojinin yeni iş alanları yaratma potansiyelini de kabul eder ve tamamen 'yıkıcı' olarak nitelendirmez. Ayrıca 'yerine yenisini koyamayan' yargısı metinde desteklenmemektedir. Seçeneklerdeki 'Ekonomik dönüşümün doğasında var olan yıkıcı etkilerin kaçınılmaz olduğunu savunarak, bireylerin kendi çabalarıyla uyum sağlamaları gerektiğini vurgulamak' ifadesi, yazarın 'mevcut ekonomik paradigmaların adapte olamaması ve gerekli sosyal güvenlik ağlarını oluşturamaması' eleştirisi ve 'yönetilmesi gereken acil sorumluluk' vurgusuyla çelişmektedir. Yazar bireysel çabadan ziyade, sistemsel çözümler ve sorumluluklar üzerinde durmaktadır. Seçeneklerdeki 'Yapay zeka ve otomasyonun yalnızca verimliliği artırdığını ve işsizlik sorununu abartıldığını düşünmek' yargısı ise, yazarın metinde açıkça belirttiği 'geleneksel sektörlerdeki istihdamı tehdit etmektedir', 'işsiz kalması riski', 'gelir eşitsizliğini derinleştirmekte' gibi ifadelerle tamamen zıt düşmektedir. Yazar, işsizlik sorununu abartmak bir yana, ciddi bir tehdit olarak görmektedir.
Her gün YKS pratik soruları ve çalışma materyalleri alan öğrencilere katılın.